Uzaydan dünyaya bakınca ne kadarda aciz gözüküyoruz. O geniş topraklar bir anda nokta kadar oluveriyor. O noktanın içindeki sonsuzlukta geçiriyoruz tüm yaşamımızı. Bazılarımız hiç yaşadığı yerden ayrılmıyor bazılarımızsa seyyah olup seyrü sefer eğliyor alemi. Gezmek görmek lazım tüm dünya nimetlerini. Neden geldik ki bu dünya ya neden nefes alıp veriyoruz ki. Hepsi yeni deneyimler kazanmak için, olgunlaşmak, bilinçlenmek için değil mi? Sürekli aynı devinimde yaşayarak ölmektir her gece kabuslarıma giren. Yoksa ölmek değildir, kara toprakta solucanlara yem olmak değildir beni korkutan. Nasıl doğmak büyük bir mutluluk kaynağı ise ölümde benim için bir mutluluk, heyecan kaynağıdır. Bilinmeyeni öğrenmeye başlamaktır.
Neden varolduğumuzu çözmek için ölmek gerek ama ölmeden önce görmek gerek güzellikleri. Bedeninizin keyfini çıkarın size verilen emaneti teslim etmeden önce.
Ölümden sonraki hayat, evren gibi kavramlar insanda sonsuzluk hissini en iyi şekilde yaratırlar. Sonsuzluğu bazılarımız boşluğa düşmek gibi, bazılarımız hücrelerine ayrılma gibi hissederken bazılarımızda okyanusun ortasında tek başına kalma gibi hisseder. Okyanusun ortasında su ve gökyüzü ile başbaşa kalmak duygusal anların oluşmasını tetikler. Ne kadar büyük bir evrende ne kadarda aciz ve yalnız durumda olduğumuzu hatırlatır. Çünkü kurtulma ümidiniz kalmamış, an ve an sonsuzluğa yaklaşmaktasınızdır. Bir başka deyişle başrolde oynadığınız filminizin sona ermek üzeredir.
Hayatımızı düzenlemek, geleceğe dair planlar yapmak ve geçmişi irdelemek için kullandığımız yegane kavram "zaman". Bu kavramın etrafında gelip geçen hayatlar ne kadar da kısa sürüyor. Ya size zamanın olmadığını söylesem donup kalırmısınız? Kendi dünyanızın birden dönmediğini mi hissedersiniz? Zaman denen olgu beynimizin evreni daha iyi anlayabilmemiz için oluşturduğu sanal bir kavramdan ibarettir. Kişinin algı düzeyine ve çevre koşullarına göre görecelidir.
Aklı selim bir insan gramer kurallarını dikkate alarak cümleleri oluşturur. Çünkü beynimiz kalıpları kullanarak cümleleri oluşturur ve çözümler. Tıpkı bir program derleyecisi gibi gramer kalıplarını dilin kuralları olarak kabul eder, sonra bu kurallar üzerinden kelimeleri anlamlandırır. Eğer bu kalıpların dışında bir girdiyi beyne verirseniz bu sefer beynimiz bir düzeltme sınıfını devreye sokarak kalıplandırmaya çalışır. Ne kadar başarılı bir şekilde cümleyi düzeltebilirse o kadar iyi anlar. Ama her insan beyninde düzen böyle işlemeye bilir. Girdilerde oluşabiliecek düzensizlik beraberinde bambaşka anlamların ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Aslında ilham dediğimiz olgu bu düzensizliklerin neticesinde ortaya çıkar.
Gördüklerimizi ve duyduklarımızı demek istediğim içine belli kalıplar sokarak anlamaya çalışmaktansa gibi olduğu anlamlandırmak, üretmemizin açacaktır farklı fikirler önünü.